Month: October 2009

zalambOdOnt nedir hacı?

<entry title=”zalambodont” id=”8696823″ date=”2005-12-15T14:04:36.890″>
ilk olarak 92 yilinda izlenmis olan tazmanya canavari isimli cizgi filmin “mom’s and taz’s” isimli bolumunde gordugum ve o zamanlar yasimin verdigi yanilsama yuzunden “zalambodont” olarak algiladigim zalambdodont tabirinin yandan yemis hali.

bahsi gecen cizgi film bolumunde ortaya ¢ikan turlu aksilikler yuzunden taz ve otel isletmecisi isvereni bir cukura duserler, turlu tabu sudur budur oyunlarindan sonar scrabble oynamaya baslarlar. isveren kadin oyuna zalambdodont yazar ve bu tabirin “bir cins kostebegin azi disi dizilis sekli” oldugu ortaya ¢ikar. bu denli kucuk yasimda benimsemis oldugumdan oturu, typo oldugunu bile bile sozlukten her ucurulusumda inatla tekrar bu nick’i alma sebebim budur. ve evet kendisi sozlukten 3 ya da 4 defa ucurulmus olan eski bir yazardir.

2004’un son donemlerine kadar nerede olduguna bakmaksizin hoplayan, ziplayan kendinden gecen cilgin bir insandi. artik duruldu. kucuk ve kimine gore “onemsiz” olan her seyi takardi, kimseye “gecirmek” “ayar vermek” “satasmak” gibi tavirlar sergilemedigi icin ayni seyi kendisi icin de isterdi, sozluk icinde yazar hakkinda bolumunde yazan altinci nesil yazar ibaresini de takardi, ondan da vazgecti. insanlarin hepsine “ne olduguna bakmaksizin” sicakkanli davranirdi, bunun bir hata oldugunu gordu bundan da vazgecti sonra.

su anda okudugunuzu ise sozlukte yazmaya devam etmek icin degil bes yila yakin bir sure zarfini “tamamen” sozlukte gecirdigi icin bir vefa niyetine “account”unun sozlukte bulunmasi gerektigini hissettigi icin yazdi. tanidigi insanlarin en mukemmellerini sozlukte tanidi, ayni sekilde hayati boyunca bulasmak dahi istemeyecegi kadar ezik ama disariya saldirarak ezikligini ort-bas etmek icin var olan; uzun birseyler yazdigi zaman bir bok oldugunu zanneden, sozlugun asil “veri bankasi” donemlerini yasamadigi halde oturup “sozluge bir katki yaptigi yok, tek istedigi ilgi cekmek” diye kuyrugundan cekilmis kedi misali sahsima saldirmaktan cekinmeyecek ve daha once “warm to everyone” olan kisiligimi “aminiza koyayim sizin gibi insanlarin” moduna cevirebilecek kadar “basarili” insanlari da sozlukten tanidi. daha doğrusu bu tarz düsük yasam formlarinin olabileceginin farkina vardi. satasmalara müsait bir insan degildir. cunku cabuk parlar, kolay alev alir. ama hicbir zaman “o konu kapandi” gibi bir laf soylerken “tehdit” eden bir insan degildir. bisikleti sever, dans etmeyi de. bilgisayar basinda saatlerini gecirebilir ama yemek yemeyi asla unutmaz.

paranoyaktir, sozlukten son ucurulusunun sebebi de muhtemelen paranoyasidir. bundan sonra ise sozlukten ucurulacagini simdilik tahmin etmedigim yazardir. cazin her turlusunu sever, 85’ten once olmus olan olaylar ilgisini ceker. her konuda az da olsa bilgisi vardir. cocuklugunu ansiklopedi okuyarak gecirmistir ne de olsa. ismi meric, soyismi kara’dir. 21 haziran 1983 iskenderun/hatay dogumludur. bir donem ukte olarak karsisina cikan iki metrelik bir zenci sevgilisi asla olmamistir. ama iki metrelik, zenci, ve mataralara su koymaktan hoslanan bir dolu arkadasi vardir.

/evet, sozluk backup’ımı buldum/

ntvmsnbc’den neden ayrıldım.

Bugün aynı soru tekrar soruldu, “abicim işine karışmak gibi olmasın ama, medyayı bırakıp kodculuğa geçmek ne kadar doğru” şeklinde.

Bu sorunun cevabını vermek lazım. ntvmsnbc’de gerçekten çok mutluydum, çalışma arkadaşlarım muhteşemdi, NTV zaten apayrı bir ekol. Bir gazetecinin çalışabileceği en iyi kurumdur Doğuş Yayın Grubu. Böyle bir yerden ayrılmak ise gerçekten verilmesi zor bir karar. Ancak, benim karakterim biraz, -Oray Eğin’in deyişiyle- “LOUD”, McCann’den iş arkadaşım Tolga Hırsova’nın deyişiyle de “Ritmi bozuk”.

Herkes sabit bir ritmle tik tak işleri götürürken, ben tak tik şeklinde ilerliyorum, bana profesyonel hayatımda sorun yaşattı mı? Hayır. Şu güne kadar yaptığım hiçbir işi eksik bitirmedim. İsteyene sorabilirsiniz. Zaten bazı sosyal medya guruları gibi çalıştığım her işten kovulmamış olduğum da profesyonel karakterimin oldukça sağlam olduğunun bir göstergesi olsa gerek. “Yenilikçi, birleştirici, blog yazarı” gibi “yaptığın yenilik nedir” veya “neyi birleştirdin sen”, “iyi ama blogunu da sürekli güncellemiyorsun ki yavrum”  gibi sorulara cevap veremeyecek insanlar gibi yalan sıfatlarla dolaşmıyorum. Yaptığım belli, eserlerim belli. Yani bu konuda bir sıkıntımız yok. Ancak bu bozuk ritm, karşımdaki insanların beni anlamamasına, anlamadığına da hemen etiket yapıştırmasına neden oluyor. Read more

Ama ben rüzgarı sürmek istiyorum!

Dışarda iyiden iyiye lodos kendini gösteriyor. Kendisi çıldırmış durumda. Ben iyiden iyiye rüzgarı sürmek istiyorum yüzüme.

Arkada Last.fm Black or White ile günümü gün ederken, ben Macaulay Culkin olmayı ne kadar çok istediğimi hatırlıyorum :D

Kafam yamuk yumuk lan, herifin bi kere kafatası yumurta gibi en bilmediğin. Herif klipte ne güzel rap modunda takılıyordu. Şirin adam lan.

Dün Year One’ı izlemeye kasarken, Full HD görüntünün Osman’a göre olmadığını tekrar kanıtlamış oldum. Bir kısım gelişmeler sayesinde belki önümüzdeki yıl için enteresan açılımlara gark olabilirim. Bir de işyerinde ilk defa aradığım huzuru buldum.

Daha önceki çalıştığım yerlerdeki insanlarla da aram iyiydi, oldukça da güzel ekiplerle çalıştım ama, bu ekibin güzelliği bir başka. Ortamın IQ seviyesi yüksek olunca olay farklılaşıyor tabi. Kendini aptal hissediyorsun.

Kendimi aptal hissetmeyi özlemişim. Bir de. Evet, kafam açılmaya başlamış :(

Tork canavarı Ducati Monster 620 Dark

Siz de bir gün benim gibi tork canavarı ve kıpraşmayı titreşmeyi seven bir makineye (Ducati Monster 620 Dark) sahip olmak isterseniz benim deneyimlerimi göz önünde bulundurabilirsiniz

Sabrın sonu selamet.
Canozor lakabını taktığım (Hatta isim soyismi var, Dük Canozoroğlu) motosikleti satın aldığımda, üzerinde fabrikadan çıktığı zamandan beri değiştirilmemiş (yani gevremiş, sertleşmiş) lastikleri vardı. Haliyle yol tutmayan bu lastikler, kalkışlarda büyük problem yaratıyordu. Birinci haftanın sonunda “stop etmesin, ama kaymasın da” diyerek kılı kırk yararak yaptığım kalkışlar nedeniyle toplamda 238 defa stop ettirdim kendisini. Yeni lastik terciğimi Michelin Pilot Road 2‘den yana kullandım. Sonuç mükkemmel, ortası orta-sert, yanakları yumuşak bir lastik olduğundan kısa sürede ısınıp tam performansı veriyor ve fakaaaat. Son günlerde fark ettiğim üzere  (motosikleti de tanıdığım için artık) kalkışlarda biraz daha cesur ve agresif olmamın da etkisi olabilir, bu cihaz yine de patinajlara geliyor! Hiç affetmiyor. Neyse ki çok dengeli, çabuk toparlıyor. Özellikle kalkış sırasında “gazı kapatmak” çok yanlış. Sabrın sonu selamet, 3 saniyede değil de 5 saniyede 100km/s hıza çıkın. Ölmezsiniz :) Read more